TOPKAPI SARAYI

TOPKAPI SARAYI

TOPKAPI SARAYI

 

     Güneşli bir haftasonu, o güneş var gücüyle ben buaradayım dercesine kışın sogukluğunu dize getirmiş ve insanları dışarı sevketmek için kendini salıvermiş. Bizde böyle bir günde 30 yılın hasretiyle hep gitmek isteyip ama bir türlü fırsat bulupta gidemediğimiz Topkapı sarayını ziyarete gitmeye karar verdik.

     İçimizde tatlı bir heyecan, gönlümüzde atalarımıza karşı bir sorumluluk, aynı zamanda bilmediğim bir burukluk ile çıktık topkapı sarayına gitmek için yola. Yaklaşık 50dk lık otomobil yolculuğunun ardından Üsküdar'dan bindik o görkemli vapura. Vapur bogazın serin ama o içten içe coşkulu sularında yol almaya başladığında etrafı kameraya çekmemek mümkün değil.  Bizde kameramızla çekim yaparken yaklaşık 30 dk lık vapur gezisinin ardından vapur hoparlöründen Eminönü sesini duyduk ve vapur seyahati burada son buldu ve taşı toprağı altın olan yerler üzerinde gezinmeye devam ediyorduk. Velhasıl vapurdan Eminönünde indik.

    Topkapı zaten daha vapurda iken gözükmeye başlamıştı bile. Topkapı diyordu, sanki dile gelmiş ben buradayım gelin, tarih benim, tarih yazan benim, emanet benim, emanetleri sergileyen benim. Biraz abartılı olmasın ama Topkapı tarafından sanki o tepeden bir ses çağırıyordu insanları.

    Vapurdan inince çevreyide gezmek amaçlı yaya olarak devam ettik yola. Üsgeçitten geçtik, yola devam istanbul tren garı yola devam, derken topkapıya çıkan yaya yolu göründü.

    Hafif tatlı bir yokuş çıktıktan sonra insanlar sırada bekliyor, kimileri sagda kimileri solda dağınık bir şekilde sanki mahşerden bir köşe havası içinde bir güzel bahçe.

     Sıraya girip topkapıya bilet almamız 10dk kadar sürdü. Sıra uzun ama kuyruk çabuk eriyordu.

     Sıra bekleyenler dikkatimi çekti. Bizim insanımızdan çok yabancılar vardı. Çinlisi, japonu, Almanı v.s. Tahmini sırada bekleyen 10 kişiden 9 u yabancı idi. Sanırım bizim insanımız önceden gelip çok gezmiş olacaklar ki pek türkçe konuşan kişiye raslamadım.

     Neyseki biletimizi aldık ve işte oraya Topkapının giriş kapısına ulaştık ve fotoraf çekmeden olur mu? dedik sonrasında o mütevazi fotoraf makinamızın çekim düğmesine bastık. Sonuç yukarıdaki resim.

   Sag ve solda 2 büyük kule ve ortasında bütün endamıyla dalgalanan TÜRK BAYRAGI. Ne kadar da nazlı dalgalanıyor. Sanki bizi görünce daha bir coştu daha bir heyecanlandı. Eeee övünmek gibi olmasın kan çekiyor.

    Müze kartımızla yani biletimizle yüksek bir güvenlik önleminden sonra nihayet ya Allah dedik ve girdik o Topkapı Sarayına ama ne saray.

    Sarayı burada tam olarak anlatmaya kalksam kelimeler manada yetersiz kalacağından şüphem yok.  

     Girişten sonra odalar yanyana çok güzel dizayn edilmiş sanki uçsuz bucaksız bir bahçeye girdiğini düşünüyor insan. Sonra başladık odaları gezmeye.

   İlk girdiğimde bir oda mükemmel az kalır anlatmada bir yatak padişah yatağı, Aman Allahım bu yatakta 10 kişilik bir aile çok rahat serile serile yatar. İhtişam görkem Ve devam ettik.

    Yanyana çok güzel dizayn edilmiş odalar var ve bu odalar birbiri ile bağlantılı. Başladık sıra ile gezmeye. Yaklaşık her odada 10 tane kadar duvara montelenmiş sergiler var. Güvenlik hat safada her halinden belli.

     Osmanlı padişahlarının sultanların sultanlarının kullandıkları veya ne derseniz artık hükümet hazineleri. Hazine deyince yanlış anlaşılmasın bu hazine başka hazine sadece 1 tanesinin değeri Türkiyenin dış borcunu kapatır veya başka bir tabirle bir tanesini satın alabilecek zengin türkiyede yok denecek kadar azdır. Daha önce hiç görmediğim yakut, elmas, tonlarca Altın hemde işlenmiş.Dedimya anlatamıyorum. Zannetmeyin Altını görünce ağzımızın suyu aktı. Kesinlikle tesiri osmanlının zenginliği karşısında hayretler içinde kalmak elde değil gerçekten. Bu hazineleri gezerken dikkatimi çeken en önemli manzara ise bizim insanlarımızdan bazıları Bu altından taht kaç para eder diye konuşurken, gelen turistler büyülenmişcesine bu hazinelerin motiflerini inceliyordu.

    Gezerken aklıma hep o girişteki padişahın büyük yatağı ve Altından olan değer biçilemeyecek olan o tahtı gözümün önünden gitmiyordu. Diyordum ki " Allahım bu zenginlik, bu ne zevki sefa sürmüş adamlar" derken bunların neden bu kadar büyük yapıldığının cevabını tarih tokat gibi yüzüme kondurmuştu. Orada duran mütevazi işlemeli padişahların hırkaları desenli ve içine en az 8 insan girecek büyüklükte idi. Demekki eski nesil çok büyüktü sanırım insan nesli çok küçülüyor. Şu anda o hırkayı giyecek kadar büyük bir insan yoktru dünyada. Sadece hırkanın bir koluna benim vücudum komple girebilir.

   Derken ilerde bir ses geliyor, içten yürekten birisi Kuran okuyor. Birde baktım ki kutsal emanetler odası. Birden insan kendini toparlıyor rüyadan çıkıp başka bir rüya odasına geliyor. Kutsal emanetler. Girerken bile insan bi tuhaf oluyor.

    Kabenin anahtarı karşılıyor ilk başta sonrasında kılıçlar, kalkanlar, kabe maketi o mübarek Peygamber efendimize ait hırkayı şerifleri, kılıcı şerifleri, Sakalı şerifi o tozu bile olamayacağımız ayak izi ziyareti ediliyor bizde ettik ama nasıl anlatayım o manzarayı. Bütün insanlar sus pus çıt çıkmıyor. O mübareğin hırkası aman Allahım sanki cennet kokusu sarmış etrafı anlatmak ne mümkün ve ileride hz Ebubekir, hz ömer Hz osman'a ait emanetler büyülüyor insanı sanki yanında bu üstün şahsiyetler nefes alıp veriyor ve ileride yine Hacerül esved cennetten kopup gelen taşın önceki kılıfı var. İçi karanık sanki o karanlıktan birileri insanı izliyor, sanki manevi alemden açılan bir pencere orası.

      Ziyareti başka insanlarda mahrum olmasın diye çıktık içimizde derin bir hüzün, anlatılamaz bir saygı, bir sevgi topu, gözler hüzünlü ilginç olanda yerli yabancı herkes hüzünlü arkamıza baka baka geri geri çıktık o kutsal emanetlerden.

    Çıkınca zaten insanın başkada birşey gezesi gelmiyor inanın.

    Bizde böylelikle Topkapı ziyaretimizi noktalayalım dedik. İrelide görülen hareme çıkar yazısı ile zannettik harem dolmuşları kalkıyor ilerden nerede olduğumuzu unuttuk o büyülü esrarların karşısında. Orası harem odası imiş. Buda Topkapı sarayı ziyaretinden bize kalan komik bir anı oldu.

   Allah bize nasip etti darısı sizlere olsun. İnanın anlatamadım. Gidipte görünce bana kızmayın buda birşey anlatamamış diye. Bu kadarcık gezi hemde biraz seri olarak ortalama 3,5 saatimizi aldı.

    Şimdi Allah nasip ederse Sultanahmet, Ayasoyfa, Beylerbeyi, Süleymaniye gezileri hesap ediyorum. Gidersem onlarıda inşallah paylaşırım sizlerle.

Topkapıda herşeyin resmini çekmenize eşyaların dokusuna zarar verdiği için müsade edilmiyor. Çekebildiğim resimlerden bazılarını sizlerin göz sefasına sunuyorum. BUYRUN.

GEZİYE AİT RESİMLER

 

                                                                    Saygı ve SEVGİYLE

                                                                      SERDAR ŞAFAK

                                                             Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni 

 

 

   

 

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


ZİYARETÇİLER
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret1285643
HABERLER